Online Destek: On
Online danışmanlık
E-Mail Giriniz:  
Şifreniz         
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Makale
  • Forum
  • Dosyalar
  • Yazarlar
  • İlanlar
  • Pano Yazıları
  • İletişim
  • Dershaneler ile ilgili düzenlemeyi
    Olumlu Buluyorum % 43
    Olumsuz buluyorum % 54
    Fikrim yok % 2
    En Son Eklenen Fotoğraflar
    Tamamı >>
  • En Son Eklenen Videolar
    Tamamı >>
  •    
    Köşe Yazarları

    Kendini Sevebilmek / Muhammet TUNCA

    2013-11-21 00:17:20 - Bu haberi 140118 kişi okudu.
    Kendini Sevebilmek

    Dikkat!!! Başlık sizi yanıltmasın. Kendini beğenmekle hiçbir alakası yok…


    Sadece yalın haliyle “kendini sevebilmek” veya “kendiyle barışık olabilmek” Konu neden mi bu! Kendinden yıllarca nefret etmiş birisi olarak söyleyebilirim ki kendime küsmemin yıllar içinde bana verdiği sadece mutsuzluk oldu.


    Önce kendime soruyorum, sonra size; kendinden nefret etmeyle başlayan bir süreçte bir insanın, sevdiklerine ya da çevresindeki herhangi bir şeye en ufak bir faydası dokunabilir mi?


    Kendinden nefret eden bir insan bir ampul misali bunu çevresine dağıtmaz mı? En önemlisi de buna; hangi koşullar altında olursa olsun hakkı var mı?


     


    *        *       *       *


     


    Tam böylesi buhranlı günler yaşadığım ve az önceki soruları kendime sorduğum bir anımda; başımı avuçlarımın arasına alıp, ağlamaklı ama sessiz ve cılız bir sesle (hani erkekler ağlamaz ya!!) tek kelimelik olan ve zihnime hapsettiğim cevabı azat ettim.


    “HAYIR”


     


    Bu düşüncelerin ışığında şunu söyleyebilirim ki, kendi sıkıntılarımızı asla ama asla diğer insanlara bulaştırmaya hakkımız yok. Bunu anlamamız biraz zaman alıyor AMA yaptığımız bu hatanın farkına varma anı; kendimiz ve çevremizdeki sevdiklerimiz için iyi günlerin başlangıç anına dönüşüveriyor.


    “Sıkıntılar paylaştıkça azalır.” Buna kesinlikle katılıyorum ama fark ettim ki bizler sıkıntılarımızı nasıl paylaşacağımızı bilmiyoruz ya da “bana olan herkese olsun” mantığıyla hareket edip bencillik sınırlarını zorluyoruz. Açıkçası ben birinci seçeneğin yani, neyi nasıl paylaşacağımızı bilemediğimiz gerçeğinin geçerli olduğuna inanmak istiyorum.


    Kalp sıkıntıyı yaşar da bunu yansıtmaz mı! İşte bu noktada kalbin aynası yüzümüz devreye giriyor. Kalbimizden geçeni kimse bilemez ta ki yüzümüze yansıyana kadar. Şanslıysak ve üstün tiyatral yeteneklerimiz varsa durumu kimseye çaktırmayız. Peki ya şansımız yolunda gitmez de yüzümüz içimizdekileri ele verirse. İşte o zaman diğer insanlar bizden korkacaklar, belki bizden uzaklaşmak için içlerinde yoğun istek duyacaklar ve belki de bize şiddetle tepki göstereceklerdir. O an bunu kestirmek çok zor olacaktır.


    Mesleğim öğretmenlik olduğu için buradan örnek vereyim. İşimiz ne olursa olsun materyal olarak ya da zihinsel olarak işine hazırlanmadan giden kişi her zaman asabileşme potansiyeli olan kişidir.  Dersine hazırlıksız giden bir öğretmeni ele alırsak bu kişi büyük ihtimalle o an asabi olacaktır. Hazırlanmamak şeklinde başlayan hata silsilesi asabiyetle devam edeceğinden, çocuğa kızma veya -olmasını asla istemem- fiziksel şiddetle kendisini tamamlayacaktır.


    Peki ya böylesi sıkıntılı bir anı yaşayan bir kişiyi dizginleyebilecek olan nedir biliyor musunuz?


    “Karşımızda korkarak duran bir yığın minik bakış.” Kişi eğer şanslıysa ve kendini sevebilmeyi başarmışsa işte o an kendi hatasının ürünü olan sıkıntısını bir diğer insana bulaştırmaması gerektiğini fark etme erdemine ulaşır. Hele bir de kişi kendinden küçük olandan özür dilemeyi becerebilirse, “mutlu son” kaçınılmaz olur.


     


    İnsan sıkıntılı günler yaşayabilir elbet. Hatta yaşamalıdır da. Ki bu sayede duyguları olan bir varlık olduğunu hatırlayabilsin. Bu durum kesinlikle doğaldır da ama kişisel buhranlarını diğer insanlara yansıtmamayı bilmelidir.


    Bunu başarmanın yolu, kendini sevebilmekten geçer. Çünkü kendini sevmeyen insan ne acıdır ki hiç kimseyi ve hiçbir şeyi sevemez.


    Kendini sevebilen insan o anda; kendinden gayrı olanlarla ilgili sorumluluk hissetmeye başlar. Ağacın, taşın, hayvanların, insanların, sevenleri ile bir arada olduğu o pek kıymetli anlarının kendisine hem bir emanet hem de bir armağan olduğunu fark eder.


    Ne mutlu ki fark eder.


     


    Siz siz olun; önce kendinizi sevin; kendi şahsınızda size verilmiş olan her türlü armağanın kıymetini bilin. Kalp sandığınıza hazine olarak bu armağanları koyun.


    Bu hazineyle ömrünüzün sonuna kadar gül gibi yaşayın.


    Saygılar


     



    YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

    Muhammet TUNCA
    Kalemin Diliyle Sevgi
    2011-09-18 01:17:16 tarihin de eklenmiş ve 139976 kişi tarafından okunmuştur.
    Muhammet TUNCA
    Ağlama Sen Anne, Bırak Bizi Unutan Dünya Ağlasın
    2011-08-21 22:15:46 tarihin de eklenmiş ve 140348 kişi tarafından okunmuştur.
    Muhammet TUNCA
    İçimizdeki Deniz 2
    2011-07-14 23:08:38 tarihin de eklenmiş ve 140102 kişi tarafından okunmuştur.
    Muhammet TUNCA
    İçimdeki Deniz
    2011-06-10 21:00:52 tarihin de eklenmiş ve 140130 kişi tarafından okunmuştur.
    Muhammet TUNCA
    DELİ SUYU
    2011-04-25 21:25:51 tarihin de eklenmiş ve 140408 kişi tarafından okunmuştur.
    Muhammet TUNCA
    Baba boyun kaç karış?
    2011-03-16 22:40:28 tarihin de eklenmiş ve 140510 kişi tarafından okunmuştur.
    Muhammet TUNCA
    Mektup
    2010-12-20 23:45:39 tarihin de eklenmiş ve 140404 kişi tarafından okunmuştur.
    Muhammet TUNCA
    Güvercin Terbiyecisi
    2010-11-11 01:07:34 tarihin de eklenmiş ve 140187 kişi tarafından okunmuştur.
    Muhammet TUNCA
    Hüzün Perisi
    2010-11-11 01:06:21 tarihin de eklenmiş ve 140329 kişi tarafından okunmuştur.
    Muhammet TUNCA
    Hazine
    2010-11-11 01:05:07 tarihin de eklenmiş ve 140134 kişi tarafından okunmuştur.
    Muhammet TUNCA
    Kendini Sevebilmek
    2010-11-11 01:03:56 tarihin de eklenmiş ve 140119 kişi tarafından okunmuştur.
    Muhammet TUNCA
    Buzdaki Adam
    2010-11-11 00:58:59 tarihin de eklenmiş ve 140085 kişi tarafından okunmuştur.
    Muhammet TUNCA
    Mutlu Kalmayı Başarmak
    2010-11-11 00:58:12 tarihin de eklenmiş ve 140218 kişi tarafından okunmuştur.
    Muhammet TUNCA
    Yalıtılmış Bir Çocukluk
    2010-10-11 14:44:43 tarihin de eklenmiş ve 140317 kişi tarafından okunmuştur.

    Copyright © Turkpdr.com | 2010 | Bu sitede yer alan içerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz ve yayınlanamaz    |   Bizimle Çalışmak ister misiniz?